Çocuğunuzun Bedeni Size Bir Şey Anlatıyor Olabilir
Diş gıcırdatma, tırnak yeme ve parmak ucu yürüme sadece alışkanlık mı?
Bazı davranışlar vardır; evin içinde önce küçük bir ayrıntı gibi görünür. Gece odanın sessizliğinde duyulan o sert diş sesi… Televizyon izlerken fark etmeden ağza giden tırnaklar… Koridorda, parkta, sınıfta hep parmak uçlarında dolaşan küçük ayaklar…
Aile çoğu zaman önce bunu “alışkanlık” sanır. Biraz uyarır, biraz bekler, biraz da kendini teselli eder. “Geçer herhâlde” der. “Çocuk işte” der. “Ben de küçükken yaparmışım” der. Fakat bazı davranışlar yalnızca geçip giden küçük huylar değildir. Bazen çocuğun bedeni, kelimeye dökemediği bir ihtiyacı böyle anlatır.
Çünkü çocuklar her zaman “kaygılıyım”, “bedenimi tam hissedemiyorum”, “çok uyarıldım”, “rahatlamaya çalışıyorum”, “zemin bana güvenli gelmiyor”, “çenemi sıkarak kendimi düzenliyorum” diyemez. Bazen bunu çenesiyle söyler. Bazen tırnaklarıyla. Bazen de topuğunu yere indirmeden yürüyen ayaklarıyla.
Bu yüzden diş gıcırdatma, tırnak yeme ve parmak ucu yürüme davranışlarına yalnızca “yapma” diyerek yaklaşmak çoğu zaman yeterli olmaz. Çünkü davranışın kendisini susturmaya çalışırken, bazen davranışın arkasındaki ihtiyacı duymamış oluruz.
Diş gıcırdatma: Çocuk uykuda bile bedenini sıkıyor olabilir
Diş gıcırdatma, yani bruksizm, çocuklarda özellikle uyku sırasında görülebilen diş sıkma ya da dişleri birbirine sürtme davranışıdır. Bazı aileler bu sesi ilk duyduğunda irkilir; çünkü küçücük bir çocuğun ağzından çıkan o sert sürtünme sesi, odanın karanlığında olduğundan daha büyük duyulur. Sanki çocuk uykuda bile bir şeyi tutuyor, sıkıyor, öğütüyor gibidir.
Bruksizm tek bir nedene bağlanacak kadar basit değildir. Dişlenme dönemleri, çene gelişimi, uyku kalitesi, genetik yatkınlık, stres, kaygı, solunum problemleri, burun tıkanıklığı, reflü, alerjik durumlar ve ağız kapanışı gibi birçok faktör bu tabloyla ilişkili olabilir. Bu yüzden “dişlerini gıcırdatıyor, geçer” demek bazen eksik kalır.
Burada aile için önemli olan şey davranışa eşlik eden belirtileri fark etmektir. Çocuk horluyor mu, ağzı açık mı uyuyor, gece sık uyanıyor mu, sabah yorgun mu kalkıyor, çene ağrısı yaşıyor mu, dişlerde aşınma var mı, gündüz de dişlerini sıkıyor mu, kalem ya da kıyafet çiğneme gibi ağız çevresi arayışları var mı? Bu sorular bize davranışın yalnızca dişle mi, yoksa uyku, solunum, stres ve regülasyonla mı ilişkili olduğunu düşündürür.
Ergoterapi açısından çene bölgesi çok güçlü bir regülasyon alanıdır. Çiğneme, sıkma, emme ve ısırma gibi ağız çevresi davranışları sinir sistemine yoğun duyusal geri bildirim verir. Bazı çocuklar yoğun uyarıldığında, yorulduğunda, kaygılandığında ya da uykuya geçerken bu bölgeyi kullanarak kendini sakinleştirmeye çalışabilir. Yani çocuk bazen dişlerini yalnızca dişleri yüzünden değil, bütün bedeniyle sıkıyor olabilir.
Bu nedenle bruksizmde çocuk diş hekimi, çocuk doktoru ve gerektiğinde kulak burun boğaz değerlendirmesi önemlidir. Dişin, uykunun, solunumun ve çocuğun duyusal-regülasyon profilinin birlikte düşünülmesi gerekir.
Tırnak yeme: Bazen “bırak şunu” denilen şey çocuğun rahatlama yoludur
Tırnak yeme, dışarıdan çok basit görünür. Çocuk elini ağzına götürür, aile uyarır, çocuk indirir, birkaç dakika sonra tekrar aynı şey olur. Sonra evde sürekli aynı cümle dolaşmaya başlar: “Çek elini ağzından.”
Ama bazı davranışlar uyarıyla kaybolmaz; çünkü yalnızca unutulduğu için yapılmaz. Tırnak yeme çoğu zaman bedene odaklı tekrarlayıcı davranışlar içinde değerlendirilir. Stres, sıkıntı, bekleme, kaygı, yoğun düşünme, dürtüsellik, otomatik alışkanlık ve duyusal arayışla ilişkili olabilir. Çocuk bazen farkında olmadan yapar; bazen de o davranış ona kısa süreli bir rahatlama sağlar.
Bu yüzden tırnak yiyen çocuğu utandırmak, korkutmak, eline acı sürmek, herkesin içinde uyarmak ya da “bebek misin?” demek davranışın köküne ulaşmaz. Hatta bazı çocuklarda kaygıyı artırarak davranışı daha gizli ve daha inatçı hâle getirebilir.
Burada asıl soru “bunu nasıl hemen keseriz?” değildir. Asıl soru şudur: Bu davranış ne zaman ortaya çıkıyor?
Ödev başında mı? Uyku öncesinde mi? Okula giderken mi? Bir şey beklerken mi? Televizyon izlerken mi? Kalabalıkta mı? Eleştirildiğinde mi? Sıkıldığında mı? Kardeş doğumundan sonra mı? Yeni bir sınıfa başladığında mı?
Davranışın zamanı, bize davranışın anlamı hakkında ipucu verir. Bazı çocuklarda tırnak yeme daha çok kaygı regülasyonudur. Bazılarında ağız çevresi duyusal arayıştır. Bazılarında ellerin boşta kalmasıyla artan otomatik bir döngüdür. Bazılarında ise dürtü kontrolü ve bedensel farkındalık desteği gerekir.
Çocuk ergoterapisti burada davranışı sadece “kötü alışkanlık” olarak görmez. Çocuğun bu davranışla ne kazandığını anlamaya çalışır. Rahatlıyor mu, uyarılıyor mu, beklemeye mi dayanıyor, ağzından basınç mı arıyor, ellerini organize mi ediyor, duygusunu bedeniyle mi boşaltıyor? Çünkü davranışın yerine doğru şeyi koyabilmek için önce davranışın çocuğa ne sağladığını bilmek gerekir.
Parmak ucu yürüme: Topuk yere değmiyorsa bazen hikâye ayaktan başlamaz
Parmak ucu yürüme ailelerin en çok “acaba önemli mi?” diye düşündüğü konulardan biridir. Çünkü bazı çocuklar küçük yaşlarda ara ara parmak ucuna kalkabilir. Heyecanlanınca, koşarken, oyun içinde ya da yeni yürümeye başladığı dönemde bunu zaman zaman görmek her zaman ciddi bir problem anlamına gelmez.
Ama parmak ucu yürüme sürekli hâle geldiyse, çocuk topuğunu yere koymakta zorlanıyorsa, ayakkabı aşınmaları belirginse, baldır kaslarında gerginlik varsa, ayak bileği hareketi kısıtlanıyorsa, çocuk sık düşüyorsa, denge ve koordinasyon güçlüğü eşlik ediyorsa ya da gelişimsel başka belirtiler varsa bu durum değerlendirilmelidir.
Çünkü parmak ucu yürüme bazen sadece bir alışkanlık değildir. Bazı çocuklarda aşil tendonu ve baldır kaslarında kısalık gelişmiş olabilir. Bazılarında kas tonusu farklılıkları, nörolojik durumlar veya ortopedik nedenler değerlendirilmelidir. Bazı çocuklarda otizm, gelişimsel koordinasyon güçlüğü veya duyusal işlemleme farklılıkları tabloya eşlik edebilir. Bazı çocuklarda ise belirgin bir tıbbi neden bulunamayabilir; bu durumda idiyopatik parmak ucu yürümeden söz edilir. Fakat “idiyopatik” demek “önemsiz” demek değildir. Sadece görünen nedenin her zaman kolay yakalanamadığını anlatır.
Ergoterapi açısından parmak ucu yürüme bazen çocuğun zemini nasıl hissettiğiyle ilgilidir. Bazı çocuklar ayak tabanına gelen dokunsal uyaranı azaltmak için parmak ucuna kalkar. Bazıları baldır ve eklemlerinden daha yoğun proprioseptif geri bildirim almak için bu paterni kullanır. Bazıları hızlı hareket ederken bedenini böyle daha iyi organize eder. Bazıları çimde, kumda, çıplak ayakta ya da farklı zeminlerde daha çok parmak ucuna çıkar. Bazılarında bu davranış heyecan, yorgunluk, aşırı uyarılma veya stres dönemlerinde artar.
Yorumlar