top of page

Her şey karmaşık görünür, ta ki beyin onu ayıklayana kadar.

Duyusal diskriminasyon, çocuğun dünyayı daha net okuma becerisidir.


merkezi sinir sistemi uyaranları ayırt ediyor

Her gün dünya bize aynı anda konuşur. Bir ses gelir, bir dokunuş olur, bir yüz ifadesi belirir, bir sandalye hafifçe gıcırdar, ayakkabının içindeki küçücük bir kıvrım ayağı rahatsız eder, mutfaktan bir koku yükselir, biri adımızı söyler. Dışarıdan bakınca bunların hepsi aynı anda üzerimize yağan dağınık ayrıntılar gibi görünür. Oysa sağlıklı işleyen bir sinir sistemi, bu karmaşayı olduğu gibi üstümüze bırakmaz. Onu alır, ayırır, sıralar, karşılaştırır, anlamlandırır. Üstelik çoğu zaman bunu bizden ekstra bir çaba istemeden yapar.


İşte duyusal diskriminasyon dediğimiz şey, tam da bu zarif becerinin adıdır. Beynin yalnızca duyuyu almakla yetinmeyip, gelen bilginin ne olduğunu, nereden geldiğini, ne kadar güçlü olduğunu ve beden için ne anlam taşıdığını çözebilme kapasitesi. Yani mesele sadece “bir şey hissetmek” değildir. Mesele, hissedilen şeyin niteliğini anlayabilmektir.


Ayağımızın altındaki zeminin sert mi yumuşak mı olduğunu, cebimizdeki nesnenin anahtar mı bozuk para mı olduğunu, kalemi ne kadar bastırarak tuttuğumuzu, kapıdan geçerken omzumuzu ne kadar çevirmemiz gerektiğini hep bu sessiz sistem sayesinde biliriz.

Bu yüzden hayatı kolaylaştıran birçok beceri, aslında görünmeyen bu düzenleme gücüne dayanır. Çocuk düğmesini iliklerken parmağının kumaşın neresinde olduğunu hisseder. Merdivenden inerken ayağını boşluğa değil basamağa göre ayarlar. Kalabalık bir odada, seslerin hepsini birden değil, gerekli olanı seçmeye başlar. Oyunda bedenini eşyanın kenarına göre konumlandırır. Yetişkin için sıradan görünen bu ayrıntılar, aslında beynin dağınık duyusal bilgiyi tek tek ayıklayıp işe yarar hale getirmesinin sonucudur.


Ne güzel ki bu sistem, hayatı bizim yerimize biraz sadeleştirir. Dünyanın karmaşıklığını azaltır, onu taşınabilir hale getirir. Her uyaranı aynı ağırlıkta bırakmaz. Her ayrıntıyı aynı önemde tutmaz. Bir kısmını geri plana iter, bir kısmını öne çıkarır, bir kısmını bedenin kullanımına uygun bilgiye dönüştürür. İnsan böylece yalnızca çevresinde olup bitene maruz kalmaz; onun içinde yönünü bulabilir.

Bizim görevimiz çoğu zaman bu sistemi zorla “öğretmek” değil, onun olgunlaşabileceği koşulları korumaktır. Çünkü sinir sistemi, baskı altında değil; güven içinde daha iyi ayrıştırır. Sürekli alarm halindeki bir beyin, ayrıntıyı incelikle seçmekte zorlanır; önce tehdit arar. Ama yeterince güvenli ilişkiler, tekrar eden anlamlı deneyimler, bedene iyi gelen hareketler, düzenli ritimler ve çocuğun tolere edebileceği düzeyde sunulan yaşantılar, bu sistemin daha rafine çalışmasına yardım eder. Yani bazen gelişim, dışarıdan büyük bir müdahale gibi görünmez. Bazen gelişim, yalnızca beynin dünyayı daha net okumaya başlamasıdır.


Bu yüzden duyusal diskriminasyon, yalnızca teknik bir kavram değildir. O, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin incelik tarafıdır. Kaosu bilgiye, yoğunluğu düzene, belirsizliği anlama çeviren sessiz bir zihinsel emektir. Ve çoğu zaman en kıymetli gelişim, tam da burada olur: Çocuk dünyanın üzerine aynı anda gelmediğini hissetmeye başladığında, bedeninin nerede bittiğini ve çevrenin nerede başladığını daha iyi ayırt ettiğinde, hayat biraz daha anlaşılır, biraz daha düzenli, biraz daha güvenli hale gelir.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
logo.png

Teşekkürler

Cevizli Mah. Zuhal Cad. Ritim İstanbul A5 Blok No: 46 E İç Kapı No: 14 34846 Maltepe/ İstanbul

  • LinkedIn
  • Facebook
  • Twitte
  • Pinteres
  • Instagram
Unknown.png
log-01.png
PlayAttentionLogo.png
DIR-Floortime-4.png

© 2023 by Spirit of Ergotherapy

logo-yeni-2.png
ErgLogoPNG.png.webp
0.png
p1ckhu8sr9mpnuqj18jathjn434.png
Ergoterapi
bottom of page